Kafanın İçindeki Kızgın Apaçi, Amigdala


Merhabalar , bugün amigdala ile ilgili bir kaç kez köşeye kısıldım. Daha doğrusu onun ile ilgili soru bombardımanına tutuldum. Amigdalayı yakından tanıyorum (en azından bunun için gayret ediyorum) fakat hala kontrolünü tamamen ele geçiremediğim için onunla ilgili bildiklerimi yazıp ona işkence çektirmeye karar verdim. Şuan onu rahatsız etmenin tamda vakti.

Kim hocam bu amigdala ? Kafamızın içindeki bölümlerden biri fakat bu latincesi. Biraz daha bize doğru olan tanımı ise, Limbik sistem şimdi hatırladınız değil mi? Hatırlamadıysanız da sıkıntı yok canım 🙂 çünkü açıklamak için bu yazıyı yazıyorum.

Kafalarımızın içinde konumlanmış bir yaşam savaşçısı. Atalarımızın yaşaması için her tehlikeli durumda ortaya çıkıp, hakimiyeti sağlamak için işe koyulan bir semt apaçisi.

E hocam madem bu adam, sıkıntılı durumlarda ortalığa çıkıp yönetime ele alıyor ve atalarımızın da arkasınıkurtarmış. Eee.. Bırak takılsın. Malesef öyle olmuyor. Bazı şeylere diktatörlük edeyim derken, bizi bilinçsizce mahfediyor.

Amigdala çabuk korkar. Amigdala kolay sinirlenir. Amigdala şüphe duyduğu her şeye tedirgin olur ve ondan sakınır. Amigdala sorumluluk almak istemez. Amigdala topluluk önünde konuşmayı sevmez. Amigdala güvende kalmak için her şeyden sakınır. Amigdala yenilikten korkar ve bizi kendi kabuğumuza çeker.  Risk almamanın güvenli olduğunu düşünür. Aslında tam tersidir çünkü “Güvende olmak, risklidir” Bu apaçi köşeye sıkıştığında sinirlenir ve kendi kitabında yazanları harfiyen yerine getirir. Ta ki siz olayı uyanıp, ona “Dur” diyene kadar. Bu yazıyı yazarken bile bana şöyle fısıldıyor “Oğlum şşş,  kimse iplemeyecek. Gereksiz şeylerle uğraşma git ve herkesin yaptığını yap!” Neredeyse hiç susmuyor her şeyle ilgili bir fikri var.

Aslında gelişemeyen, yani teknoloji üretemeyen ülkelerin asıl sorunu da budur. Nedeni çok basit, hiç kimse risk almak istemiyor. Böyle olunca herkes sistemin çarkları haline geliyor. Sanat yok, risk yok, yaratıcılı yok, ama korku hep var. Azalsa bile var. O yüzden hep daha çok çark olmak istiyoruz. Bu bizi  sorumluluktan uzağa götürüyor. Sistemin standardına kapıldıkça da, tek düze oluyoruz. Bu durumda algıları aynı, düşünceleri benzer, hayatları sıkıcı olan sistemler haline bürünüyoruz.

Aklıma takılan 2 temel soru vardı ve bunları kendimce cevaplamaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.

  1. Neden insanlar cahil kalmayı tercih eder?

Gerçekleri gerçekten görmek istiyorsak,  uçurumun yüksek olduğu fakir ülkeleri ele alalım. Afrika ülkeleri, Suriye, Irak, İran, Pakistan gibi ülkeleri bir hayal edelim. Şimdi  ise kendinizi oradaki bir insanın yerine koyun. O kişinin gözünden yaşamı canlandırın.  Muhtemelen  ilk şey  güvensizlikle beraber gelen korku ve ardından gelen, endişe, çaresizlik gibi hisler olur.  Eğer gözlerini açıp öğrenirse, sorgularsa çok daha fazla endişeye kapılacağını öngörüyor. Durum böyle olunca insanlar kendilerinden kaçıyorlar. Hislerinden en büyük olanını yani Meraklarını diri diri gömüyorlar. Hiç bir şey öğrenmek istemiyorlar. Zihnine giden yolların hepsini kapatıyorlar. Bu durumda cahillik kaçınılmaz oluyor.

  1.  Neden insanlar çocuklarına “Aman oğlum oku, sen cahil kalma” der.

Aslında yukarıdaki yazıya ek olarak bir şeyler ekliyorum bu kısıma. Kişi aslında kendindeki açığın farkındadır. Bütün bilgi kanallarını karantinaya aldığını da bilir. fakat kendisini değiştirmeyi istemez çünkü korkar. Cahil olmak üniversite okumamakla alakalı olan bir durum değil. Asıl durum merak etmemekle, sorgulamamakla, hesap sormamakla ve en önemlisi okumamakla ilgilidir. Bunlardan biri bile eksik olursa, sıkıntı elbette açığa çıkar. Kısacası sadece bahane eder “Bizden Geçti” der ve onunla yetinir

2.  Neden insanlar çocuklarına “Aman oğlum oku, bizim gibi cahil kalma” der.

Konu üstüne yazılabilecek daha çok denklem var. Fakat bugünlük bu kadar olsun. Başka bir gün kaldığı yerden devam ederiz. Yorumlarınız benim için acayip değerli. Nedeni ise blog, makale, araştırma ve kitap okuyan insanların değerli olmasındandır. Fikirlerini her yerde söylemezler sadece nokta atışı yaparlar. Burasıda nokta atışı yapılacak bir platform. Birbirimizle iletişimde kalıp, konuyu çok daha iyi değerlendirebileceğimize inanıyorum. Yorumlarınızı bekliyorum. Sevgiler…

Fikrini Paylaş